MÜNAFIK ÇETELERLE CENK
Nerde olsam;
Ne halde bulunsam,
Ey can,
Sen bendesin
Ben sendeyim.!
Ya zahmet mektebinde,
Ya rahmet ikliminde…
Her an tecellinle
Hep sayendeyim.
Yüce Dostu özlesem
Yolunu gözlesem
Elini tutup öpsem,
Busendeyim..!
Hikmet harikası böceklerde
Kelebeklerin sevdası çiçeklerde
İnce, ince örülen desendeyim!
Sevdandayım,
Sevgindeyim,
“Sıbğatullah” rengindeyim,
Münafıklarla cengindeyim.
Derdindeyim, kederindeyim, kaderindeyim.
Bazen gönlümce gider,
Cennetin serin selvilerinin gölgesindeyim…
Gün olur hakaretler,
Hasretler bölgesindeyim…
Yanına yaklaştırmaz yabaniler
Cefa eder,
Eza eder zebaniler…
Ama ne gam,
Bizsiz de yürür program…
Değil mi ki ey Can
Aşkın en derinindeyim!
Kimden sorsam,
Nerde dursam,
Sen bendesin
Ben sendeyim!..
Kulun kölenim
Uğrunda değil kovulmayı, dövülmeyi,
Hatta ölmeyi bile en şerefli şans bilmekteyim
Kör gözleri görmüyor ki
Kirli gönülleri fark etmiyor ki
Sana kavuşmak için
Ecelle dans etmekteyim..!
Sadece sanadır
Nazım, niyazım
Görevim, her hükmüne ve her halime hamdü senadır.
Ne güzel şarkıdır o,
Şakıyan olsa:
“Sensiz cihanda,
Bana can ne lazım?”
Şeytanın şövalyesi
Marazlı münafık,
Keskin bir kinle
Ve kahpelikle saldırır…
Zavallı saflar da onlara inanır, onlara katılır
Ve iblis, durmadan kulağıma fısıldaşır:
“Hep peşindeyim
Çevrende, cebinde, elbisendeyim
Ayağını kaydırmak için
Sürekli ensendeyim”
Ama ey yüce Hakanım
İnayetin yâr olduktan sonra
Bütün bunlar vız gelir bana!
Değil mi ki Sultanım;
Sen bendesin,
Ben Sendeyim..!

SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN YA RABBİM
Kapında Kıtmir’iz, yolunda katır
Rızan çin takmayız, hiç gönül hatır
Tam Hakkı yazarız, hep satır satır
Uğrunda acılar, bize ballanır…
Rabbim Senin rızan, asıl amaçtır
Cehennem yolu düz, cennet yamaçtır
Milli Çözüm hastır, hepsi sertaçtır
Ferhat gibi nice, dağlar dolanır…
Secdeye kapanıp, hep diz çökeriz
Huzuruna varıp, boyun bükeriz
Hâşâ, sitem değil, içmiz dökeriz
Dost, dualar mısra, mısra dallanır…
İmtihan olduğun, unutan insan
Vicdanın körletip, uyutan insan
Kof umutla kendin, avutan insan
Şeytanlar geçirmiş, gafletten külah
Bize şuur verdin, Elhamdülillah…
Gerçeği bırakıp, güce tapanlar
Hak davadan kopup, Haç’a sapanlar
Din istismarıyla, dinar yapanlar
Sahtekâr Bel’am’ı, edinmiş ilah
Milli Çözüm şaşmaz, Elhamdülillah…
Bismillahirrahmanirrahim
De ki: “(Artık) Hakk gelmiştir; Bâtıl ise (bundan böyle) ne (yeni ve gerçekçi bir şey) ortaya çıkarabilir, ne (eski düzeni ve dönemi) geri getirebilir. (Hakkın yegâne kaynağı Kur’an’dır ve İslam hükümran olacaktır.)” Sebe’ suresi 49
Hakkı bâtıl ile karıştırıp (gerçeği) örtmeyin ve (güç odaklarından korkarak veya menfaat umarak) Hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) Siz (gerçeği) biliyorsunuz. (İşinize gelmediği için üzerini örtüyorsunuz. Öyle ise bile bile Hakkı bâtıl ile karıştırıp yozlaştırmayın ve Hakkı saklayıp saptırmaya çalışmayın.) Bakara suresi 42
İşte böyle; şüphesiz Allah, O Hakk olandır ve şüphesiz (gafil ve kâfir insanların) O’nun dışında taptıkları (tanrılar) ise bâtıldır. Şüphesiz Allah, Aliy’dir, Kebiyr’dir. (Yücelik ve büyüklük sahibidir.) Lokman suresi 30
Bütün dinlerden (ve düzenlerden) üstün (ve hâkim) kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve Hakk Din ile gönderen O’dur. (Bu hükmünü gerçekleştirmek ve kullarının Hakk’tan mı bâtıldan mı taraf olduğunu imtihan edip seçmek üzere) Şahit (gözetleyici ve değerlendirici) olarak Allah (CC) yeterlidir. Fetih suresi 28
O ki, (elbette) Elçisini hidayet ve Hakk Din üzere gönderendir; öyle ki onu (Hakk Din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün ve galip getirecektir; müşrikler hoş görmese bile (bunu gerçekleştirecektir). Saf suresi 9
Bu böyledir; Çünkü Allah (CC), O Hakkın ta Kendisidir. (Zamanlar, olaylar ve şartlar O’nun kudretinden, takdirinden, hükmünden ve hikmetinden hiçbir şey değiştirmediği için… Hâşâ; bozulmaktan, yıpranmaktan, yanılmaktan, çaresiz ve yetersiz kalmaktan münezzeh bulunduğu içindir ki Allah Hakk’tır.) O’ndan başka yalvarılan (ve tapınılan)lar ise bâtıl (yanlış ve yararsız olup boşa çıkacak)dır. Gerçekten Allah en Yüce ve en Büyük olandır. Hacc suresi 62
Çünkü Hakk, ancak Senin Rabbinden (gelen gerçek)tir. Öyleyse sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Vesvese ve şüphe imanın özünü bozacaktır.) Âl-i İmrân suresi 60
Rabbinin sözü (Kur’an’ın hükmü), doğruluk (ve uygunluk) bakımından da, adalet (hakkaniyet ve hürriyet) bakımından da tamamlanıp (kemâle erdirilmiştir. Eşsiz ve eksiksizdir.) Onun sözlerini (hiç kimse ve hiçbir gerekçe ile, yersiz ve gereksiz bulup) değiştiremeyecektir. O (her şeyi) İşiten ve Bilen (Allah’tır ve Kur’an O’nun kelâmıdır). En’am suresi 115
İşte bu (hükümleri koyan), sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Öyleyse Hakk’tan sonra sapkınlıktan başka ne vardır? Buna rağmen, nasıl hâlâ çevriliyor ve dönekleşiyorsunuz? (Siz Yüce Hâlık’tan ve halktan hiç utanmaz mısınız?) Yunus suresi 32
Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız (küfür ve kötülüklerden sakınıp iyiliklere yapışırsanız, haram ve haksızlıklardan kaçınıp hayırlara çalışırsanız) O size (Hakkı bâtıldan, doğruyu yanlıştan, yararlıyı zararlıdan, mü’mini münafıktan ayıran) furkan (feraset nuru ve hidayet şuuru) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Çünkü büyük fazilet sahibi (olan) Allah’tır. Enfal suresi 29
Yoksa onlar (Senin için): “Allah’a karşı yalan düzüp-uydurdu” mu diyorlar? (Halbuki böyle bir şeye kalkışsan) Eğer Allah dilerse (onlar gibi) Senin de kalbini mühürlerdi. Oysa Allah, bâtılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle Hakkı Hakk olarak pekiştirip (gerçekleştirir). [Not: Yani; Kur’ani hükümleri ve Adil Düzenin hâkimiyetini; tebliğat ve cihad gayretleriyle, siyaset ve strateji hikmetleriyle ve üstün teknoloji harikaları ile yerleştirir.] Çünkü O, sinelerin özünde olanı (mü’min gönüllerin samimi arzularını) Bilendir. Şura suresi 24
O, gökten bir su (yağmur) indirmekte, (ardından) vadiler (dereler) kendi miktarınca sel haline gelmekte, (o) sel ise yüze çıkan bir köpük yüklenip götürmektedir. Nitekim bir ziynet veya bir eşya yapmak amacıyla ateşte üzerini (körükleyip) yaktıkları şeylerden (madenlerden) de bunun gibi bir köpük (posa meydana gelir). İşte Allah, Hakk ile Bâtıl’ı böyle karşılaştırıp misal verir. Amma köpük (posa ve çöküntü) atılır gider. İnsanlara fayda verecek olan şeye (asıl cevhere) gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böylece misaller getirir. (Yani bâtıl, akarsuların üzerinde oluşan veya eritilen madenlerin üzerinde kaynaşan köpük misalidir. Hiçbir işe yaramamakta ve kısa bir zaman sonra kaybolup gitmektedir.) Ra’d Suresi 17
Andolsun, cinn ve insanlardan (küfre, kötülüğe ve nankörlüğe sapan) birçoğunu cehennemlik (olarak) yetiştirip (ve fırsat verip) çıkardık ki; onların kalpleri vardır, bununla (gerçeği) kavrayıp anlamazlar. Gözleri vardır, onlarla (ibret alarak) görüp bakmazlar. Kulakları vardır, bununla işitip (hakikati) duymazlar. Bunlar, hayvanlar gibidirler, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar, (yaratılış amacından ve ahiret hazırlığından) gafil olanlardır. A’raf suresi 179
“Allah’ım! Hakkı hak olarak bize göster ve hakka tabi olmakla bizleri şereflendir. Batılı da batıl olarak bize öğret ve batıldan uzak durmakla bizleri kıymetlendir.”
“Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” (Tirmizi, Fiten, 11; İbnu Mace, Fiten, 20)
HEP DOSTLA OLABİLMEK!
Nerde olsam;
Ne halde bulunsam,
Ey can,
Sen bendesin
Ben sendeyim.!
Ya zahmet mektebinde,
Ya rahmet ikliminde…
Hep dostla olabilmek veya onunla olduğunun farkında olabilmek… Bütün dertlerin devası, hastalıkların şifası, gönüllerin sefası bu anlayışta saklı
HUU
Nerde olsam;
Ne halde bulunsam,
Ey can,
Sen bendesin
Ben sendeyim.!
Ya zahmet mektebinde,
Ya rahmet ikliminde…
……
Defalarca okunsa yine yorulunmuycak mükemmel mısralar olmuş …
Yüreğinize sağlık Hocam
Sevdiğine verirmiş sıkıntıyı
Sevdiklerine sıkıntı ve imtihanın en büyüklerini yaşatırmış Allah, Erbakan hocamızın ve Üstadımızında yaşadıkları bundan dolayı normal insanların altından kolayca kalkabileceği sıkıntı ve zahmetler değildir. En sevdiğini en iyi yetiştirmek ve olgunlaştırmak isteyen Rabbimiz makamlarını dahada yüceltmek için Onları en büyük mücadelelerin içine atmıştır.
İşte Ölçüler ve Ölçüyü Rehber Edinenler!..
“(Ey Nebim ve Onun varisleri!) Sana emrolunan (hüküm ve hakikatleri) açıkça (kâfir ve zalimleri çatlatırcasına) anlat ve müşriklerden yüz çevirip (saldırılarına aldırma ki, onlardan intikamımızı alacağız!)
Şüphesiz, (Hakk’tan ve hayırdan ayrılmadan ve hainlerin hücum ve hakaretine aldırmadan davet ve hizmetine devam ettiğin için Seninle) o alay edenlere karşı Biz Sana kâfiyiz (ve yanındayız! Sevap ve şeref kazanman için bazı sıkıntı ve saldırılara uğratırız, ama asla Seni sahipsiz bırakmayız ve zalimlerin ezmesine fırsat tanımayız).”
Hicr Suresi 94-95
“Ey Nebi(m, Hakk hâkim olsun, Müslümanlar ve mazlumlar huzur bulsun diye) kâfirlerle (askeri ve fiili) ve münafıklarla (siyasi ve fikrî) cihad et, onlara karşı şiddetli “sert ve caydırıcı” davran. (Tıynetleri ve niyetleri bozuk olduğundan, saldırgan kâfir ve münafıklar, sizin yumuşak yaklaşımınızı, yağcılık ve zayıflık zannedebilirler.) Onların varacakları son durakları cehennemdir ve orası, ne kötü ve kahredici bir dönüş yeridir.
(Allah ve Elçisi hakkında kötü söz) Konuşmadıklarına (ve suikast tuzağı kurmadıklarına) dair (yalan yere) yemin ederler. Halbuki (hıyanet ve nankörlük ederek) o küfür sözünü söylediler. Böylece Müslüman olduktan sonra küfre ve nankörlüğe düştüler. Ve (İslam davasını bitirmek gibi) asla başaramayacakları bir işe yeltendiler. (Allah’ın emirlerine ve Hakk dava öncülerine kin duyup kıskanmalarının) Ve intikam almaya kalkışmalarının sebebi ise; Allah’ın ve Resulünün lütfu keremi ile onların (mü’min ve mücahit sadıkların, her yönden) gani (varlık ve saygınlık sahibi) olmalarından başka bir şey değildir. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azapla azaplandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı da bulunacak değildir.”
Tevbe Suresi 73-74
“Ey Peygamber! Kâfirlerle (güç ve dirayetle) ve münafıklarla (ilim ve siyasetle) cihad et; onlara karşı ğılzet (netlik, sertlik ve ciddiyet) göster. Onların varacakları yer cehennemdir. Orası dönülüp gidilecek ne kötü bir yerdir.
Tahrim Suresi 9
Milli Çözüm’den gayrılar böylesi bir mücadeleye girişememekteler… ÇÜNKÜ….!!!!!!!!!
Münafıklar, Hakk Davaların dışında değil, Hakkın içerisinde olurlar , prensibinden hareketle; münafıkları tanımak çok büyük bir FERASET ve KESKİN BİR BASİRET gerektirdiğinden, bunları net ve kesin olarak tanımanın yolunun KUR’AN’A ve PEYGAMBERLER TARİHİNE tam vâkıf olmakla mümkündür… İşte Milli Çözüm Ahmet AKGÜL Hocamızın varlığının en büyük hikmetlerinden biri de bu Münafıkları tanımamıza kavramamıza ve gereğini yerine getirmek için gayret ve çabamıza vesile olmasıdır. Ya değilse sadıklar , münafıkların oyuncağı olmaktan öteye yol alamazlardı ve dolayısıla da batılın safında yer alırdı … Tarih böylesi iyi niyetli yahudi ve işbirlikçilerin in oyununa oyuncak olanlarla dolu malesef…MİLLİ ÇÖZÜM VE AHMET AKGÜL HOCAMIZIN HAYATINI TAKİP EDENLER BİLİRLER Kİ; BU MÜNAFIKLARIN VE MARAZLILARIN VE TABİ DOLAYISIYLA SİYONİZMİN OYUNLARINI DEŞİFRE ETMİŞ OLDUĞUNU – VİCDAN VE SORUMLULUK EHLİNİ MÜNAFIKLARIN ELİNE DÜŞMESİNİ ENGELLEMİŞ OLDUĞUNU GÖRÜRLER…
MÜNAFİKUN SURESİ Toplam 11 ayettir,MUTLAKA HAKKINI VEREREK OKUMALI VE KENDİMİZDEN KORKMALIYIZ:
[url]www.mealikerim.com/63/munafikun[/url]
Muhterem Ahmet Hocamızın yine şu hatırlatmaları önem arzetmektedir:
Münafıklığı AMELİ MÜNAFIKLIK ve İTİKADİ MÜNAFIKLIK olarak ikiye ayrılır. Ameli münafıklık : yalan söylemek, emanete hıyanet etmek, sözünde durmamak, husemet ettiği zaman hırçınlaşmaktır .Asıl tehlikeli olanı ise itikadi ve imani münafıklıktır. Bunun Alameti ise; İslam’ın iman ve ibadet kısmını kabul edip muamelat kısmını inkar veya itiraz etmeleri… Batıl Sistemler içinde yaşamayı İslam düzenine tercih etmeleri…Zali mlerin yönetimde kalmasına taraftar olmaları…Zorlu ve rizikolu cihat görevinden kaçar ve devamlı kaytarmaları…
Rabbim her daim eylem ve düşünce boyutumuzda bir an şeytana nefse bırakmasın , haktan ve hak elçiye bitaraf olmaktan cümlemizi muhafaza buyursun …Amin.
Can ve Canana Selam ve Hürmetle
Ne güzel bir bir ömür nasip ettin ki
Yakınındayım, cenginde, seferindeyim
Rahmetini umarak hep peşindeyim
Şeref ve İzzetin görünür kılmanın derdindeyim.
Son umut seferinde, kutlu elçinin izinde olan cefakar ve fedakar Canlara selam olsun.
İstismarcılarla mücadele etmeyi günümüzde hakkıyla yerine getirmekte Milli Çözüm.
Kur’an’da cehennemin en alt tabakasında istismarcıların yani münafıkların olduğu anlatılır… Yani cehennemin en alt tabakasında münafıklar varsa , insanlık en çok onların tahribatlarıyla müzmail olacağından münafıklarla istismarcılarla mücadelenin gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
İstismarcılarla mı yoksa inkârcılarla mı cenk yapılmalı diye şöyle sorduğumuzda, elbette İstismarcılarla cenk daha öncelikli ve elzemdir… Çünkü inkarcılar zaten yaptığı ettiği söylediği nettir onu herkes anlar kavrar yapılması gerekeni yapar…. Ama istismarcılar yani münafıkların eylemlerini anlamak hidayet ister feraset ister dirayet ister… Günümüzde bu istismarcılık tavırlar çok daha fazlasıyla ortada ve en öncelikli mücadele edilmesi gereken kesimin tahribatlarını yazmak konuşmak haykırmak çok daha lüzumlu bir gayret olduğunu anlıyoruz… Ve bu mücadeleyi şuan tarihte ve yeryüzünde sadece Milli Çözüm şiar edinmiş dert edinmiş çözüm üretmekle kederlenmiş ve hakkıyla mücadelesini sürdürmekte. Bmücadele elbette maddi ve manevi bir kısım çilelere ızdıraplara tâbi olunmakta.. Günümüzde bu mücadeleyi Milli Çözüm yazarak konuşarak haykırarak yapmakta ve doğal sonucu tazminat davalarıdır, mahkemelerdir karakollardır gibi bir kısım rahatından konforundan ödün vermekle olabilmekle…. Şeytanın şövalyesi marazlı münafık keskin bir kinle ve kahpelikle profesyonelce saldırıyor ve tahribat yapıyor… Hamdolsun rabbimizin inayeti Milli Çözüm’e yâr olduğu için hertürlü olumsuzluklar vız geliyor tırıs gidiyor.. Çünkü Şiirde de ifade edildiği gibi : DEĞİL Mİ Kİ SULTANIM ; SEN BENDESİN , BEN SENDEYİM..!
Aşık, sadık, bilge, İslam-vatan sevdalısı -Aziz Erbakan Hocamızın; siyaset ve stratejini, karşı çıktığı ve taraf olduğu konuları” görmek isteyen Üstad Ahmet Akgül Hocamıza bakması yetecektir
Üstad Ahmet Akgül Hocamızın Yüce Yaradan bağlılığı Resulüne hürmeti ölçülmez. Ancak tarih, Üstadın Aziz Erbakan Hocamıza olan “aşkına, sadakatini, hedefleri ile davası ile bakış açısı ile… aynileşmesine “şahit olmamıştır.
Aşık, sadık, bilge, İslam-vatan sevdalısı “Aziz Erbakan Hocamızın; görüşlerini, siyaset ve stratejini, karşı çıktığı ve taraf olduğu konuları” görmek isteyen Üstad Ahmet Akgül Hocamıza bakması yetecektir.
Münafık zümre…
Kul var kulluğu bilmez, külliyen zararlıdır
Hem zıt hem gönül yıkar, zalim ve kararlıdır
Münafık pislik emer, bir vidanjör misali
Münafık akla ziyan, hem de en zararlıdır.
Menfaat uğruna kin, garez güder,
Allah ile başlar kula hamd eder,
Eli neye değse anlam kaybeder,
Müslüman görünür münafık zümre.
Uğrunda değil kovulmayı…
Uğrunda değil kovulmayı, dövülmeyi,
Hatta ölmeyi bile en şerefli şans bilmekteyim.
Rabbim, Sultanın dostunun kapısından ayırma…
Vahdete ulaşanlar bin selam olsun…
Herşeyi unut!
Bir sen kal, bir kalsın Allah,
Sonra kendini de unut
Tek kalsın Allah….
Tecelli ikliminde Sıbğatullah renge boyanıp, O’nda yok olup, Vuslata ve Vahdete ulaşanlar ne mutlu… Bin selam olsun onlara…Rabbimiz bizlere de bu lezzeti tatmayı lütfetsin…
Amin
Âl-i İmran 147
O (Rabbani âlimler) sadece şunu söylüyorlardı: “Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki (cihad görevimizdeki ihmalkârlık ve) taşkınlıklarımızı bağışla. Ayaklarımızı (Hakk’ta ve cihad yolunda) sağlam tut (kaydırma). Kâfir (ve zalim) topluluk (ve teşkilat)lara karşı bize yardım et!”
https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/147
Bende Onun Yanında
Hain münafık bize hiç farketmez
Ağababası şeytan peşimden gitmez
Sadık dostlarla vuslat hasreti bitmez
Degilmi ki Sultanım;
Sen Ondasın , bende O’nun yanında
Rengim sıbğatullah olsa
Kalbim iman huzurla dolsa
Canım yolunda kurban olsa
Degilmi ki Sultanım;
Sen Ondasın, bende O’nun yanında
Elhamdülillah
Elhamdülillah
Derdim Bana Derman İmiş
Nihansın didede, ey “mest-i naz”ım[1]
Sensiz cihanda bana can ne lazım!
Sensin alemlerde, tek “çare saz”ım[2]
Bana sensiz cihanda can, ne lazım